Yapay zekâ ve bulut altyapısını güçlendirmek amacıyla Türkiye veri merkezi yatırımları 10 milyar doları aşacak hedefiyle adımlar atılırken, küresel ölçekte bu tesislerin çevre etkileri üzerine yürütülen hukuki süreçler de hız kazandı. Elon Musk’ın sahibi olduğu yapay zekâ şirketi xAI’ın Colossus veri merkezini kapsayan yasal süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Federal mahkeme, şirketin gerekli izinler alınmadan türbin çalıştırıldığı iddiasıyla açılan davanın düşürülmesi yönündeki talebini reddetti. Mississippi eyaletine bağlı Southaven’da yer alan tesisin çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkileri tartışma yaratmaya devam ediyor.
İzin Alınmadan Çalıştırılan Türbinler
Ulusal Renkli İnsanların Gelişimi Derneği (NAACP) adına hukuki süreci yürüten Güney Çevre Hukuku Merkezi (Southern Environmental Law Center), yapay zekâ şirketinin gerekli ön inşaat ve işletme hava izinlerini edinmeden tesiste en az 35 yanma türbini kurup işlettiğini belirtti. Davacı tarafı temsil eden Southern Environmental Law Center Dava Direktörü Kym Meyer, Temiz Hava Yasası (Clean Air Act) kapsamındaki hakların göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Earthjustice Uygulama Direktörü Laura Thoms ise şirketin kirlilik düzenlemelerinden kaçınmak için sığınabileceği büyük bir yasal boşluğun bulunmadığını ifade etti.
Mahkeme dosyasına yansıyan verilere göre, söz konusu tesisin yaydığı emisyonlar çevre açısından ciddi riskler barındırıyor. Colossus veri merkezindeki faaliyetler nedeniyle yılda 5.000 tondan fazla duman oluşturan azot oksit emisyonu, yılda 400 ton ince partikül madde emisyonu ve yılda 47 ton formaldehit emisyonu oluştuğu bildiriliyor. Uzmanlar bu kirleticilerin astım, kalp hastalığı, solunum yolu rahatsızlıkları, kanser ve erken ölüm gibi sağlık sorunlarıyla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor.
Mahkemenin Gerekçesi ve Şirketin Savunması
Yargılama sürecinde xAI cephesi, söz konusu türbinlerin hareketli yapıda olması sebebiyle standart hava izni gerekliliklerinden muaf olduğunu savundu. Şirket ayrıca davacıların bu davayı açma konusunda yasal ehliyete sahip olmadığını öne sürdü. Ancak Federal Hakim Debra M. Brown, davacıların yasal ehliyete tam olarak sahip olduğunu, türbinlerin mobil kaynak sınıfına girmediğini ve vatandaş davası hükmünün anayasaya aykırı olmadığını belirterek iddiaların yargılama sürecinde ele alınmaya devam edeceğini kararlaştırdı.
Hakim Debra M. Brown’ın imzasıyla çıkan bu karar, davanın esastan görüşülmesinin önünü açtı. NAACP Çevre ve İklim Adaleti Direktörü Abre’ Connor, mahkemenin bu kararını şirketlerin hesap verebilirliği adına önemli bir zafer olarak nitelendirdi. Benzer şekilde, ABD Adalet Bakanlığı tarafından açılan ve aynı konuyu ele alan davanın düşürülmesi talebi de ay başlarında yine aynı mahkeme tarafından reddedilmişti.
Veri Merkezlerine Yönelik Artan Baskılar
Bu dava, yapay zekâ altyapılarının büyüme hızı ile çevre düzenlemeleri arasındaki gerilimin artış gösterdiği bir döneme denk geliyor. Halka açık görüşlerin veri merkezlerine karşı belirgin şekilde sertleştiği, New York eyaletinin yeni veri merkezlerine moratoryum getirdiği ve diğer bazı eyaletlerin de benzer önlemleri masaya yatırdığı biliniyor. Kamuoyundan gelen bu yoğun tepkiler, teknolojinin dev isimlerini de adım atmaya zorladı. Öyle ki, tepkilerin ardından Amazon ve Microsoft gibi büyük şirketlerin devlet kurumlarıyla olan ilişkilerinde gizlilik anlaşmalarını kullanmayı durdurma sözü verdiği kaydedildi.

